Adıyaman İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik, tüberkülozun bulaşıcı yapısı, yaygınlığı ve etkileri nedeniyle küresel ölçekte mücadele edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Her yıl ocak ayının ilk pazar gününü takip eden hafta boyunca düzenlenen Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası ile toplumun bilinçlendirilmesi, farkındalık oluşturulması ve bu hastalıkla mücadelede toplumsal duyarlılığın artırılması hedeflenmektedir. Prof. Dr. Mehmet Şirik, Türkiye’de bu etkinliklerin 1947 yılından beri kesintisiz sürdüğünü hatırlattı.
Hastalığın bulaşma yollarına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Şirik, etkileyici ölçüsüyle, hastalığın öksürük ve hapşırık yoluyla havaya yayılan mikropların solunum yoluyla alınması ile bulaştığını ifade etti.
Hastalığın belirtilerini açıklayan Prof. Dr. Mehmet Şirik, “Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi gibi genel belirtilerle birlikte uzun süren öksürük, balgam, kanlı balgam ve nefes darlığı gibi solunum sistemi yakınmaları görülebilir. İki haftadan uzun süren ve antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen öksürüklerde tüberkülozdan şüphelenilmelidir” şeklinde uyarıda bulundu.
Prof. Dr. Mehmet Şirik, “Tedavi, Sağlık Bakanlığımızın yayımladığı Tanı ve Tedavi Rehberi’ne uygun şekilde tüm sağlık kuruluşlarımızda ücretsiz olarak sunulmaktadır. Doğrudan gözetimli tedavi (DGT) yöntemi ile hastaların ilaçlarını düzenli kullanmaları sağlanmakta, tedavi süresince Verem Savaşı Dispanserlerinde aylık takipleri yapılmaktadır” dedi.
İlaçların eksik veya düzensiz kullanımının dirençli tüberküloz gelişimine yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Mehmet Şirik, “Bu durum tedaviyi zorlaştırmakta ve süresini uzatmaktadır. Dirençli tüberküloz, dünya genelinde giderek büyüyen bir tehdit haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 Küresel Tüberküloz Raporu’na göre, 2024 yılında dünya genelinde 8,3 milyon yeni vaka bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Şirik, “Yaklaşık 2 milyar insan tüberküloz basili ile enfekte durumdadır ve bu kişilerin yüzde 5 ile yüzde 10’u yaşamlarının herhangi bir döneminde hastalığa yakalanma riski taşımaktadır. COVID-19 pandemisi öncesinde her yıl yüzde 3-5 oranında azalan tüberküloz insidansı, 2020’de yüzde 22 oranında düşüş göstermiştir. 2024 yılı itibarıyla yüz binde 10,4 olarak saptanmıştır” şeklinde konuştu.
İhlas Haber Ajansı
