Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, mide kanserinin çoğu zaman yıllar içerisinde yavaş ilerleyen ve genellikle çeşitli risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu belirtti.
Trabzon İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, beslenme alışkanlıklarının mide kanseri riskini doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden yoksul bir beslenme koruyucu etkiyi azaltır” dedi.
Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme olasılığının arttığına dikkat çeken Çalık, “Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle pernisiyöz anemi gibi hastalıklar mide kanserine zemin hazırlayabilir. Daha önce kanser dışı nedenler nedeniyle mide ameliyatı olan bireylerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artmaktadır” ifadelerini kullandı.
Mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır
Mide kanserinin çoğunlukla önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çalık, “Mide kanseri genellikle yıllar içinde yavaş bir şekilde gelişir ve çoğu zaman bazı risk faktörlerinin birikimiyle ortaya çıkar. Toplumun bu riskleri bilmesi, erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır. Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri, mideye yerleşen ‘Helicobacter pylori’ adlı bakteridir. Bu bakteri uzun yıllar midede kaldığında iltihap, doku kaybı ve zamanla kansere giden değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle mide şikâyeti olan kişilerin gerekli testleri yaptırması oldukça önemlidir. Beslenme alışkanlıkları da mide kanseri riskini doğrudan etkiler. Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırmaktadır. Buna ilaveten, taze sebze ve meyve yönünden fakir olan bir beslenme koruyucu etkiyi azaltır. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi de mide kanseri riskini belirgin bir şekilde artırır. Bazı mide hastalıkları kansere zemin hazırlamaktadır. Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle ‘pernisiyöz anemi’ gibi durumlar risklidir. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerin de yıllar sonra mide kanseri gelişme olasılığı vardır. Aile öyküsü önemli bir faktördür; birinci derece akrabalarında mide kanseri bulunan bireylerin riski daha yüksektir. Kan grubu A olan kişilerde ve nadiren de olsa bazı kalıtsal genetik hastalıklar, genç yaşta mide kanserine yol açabilir. Mide kanseri erkeklerde, ileri yaşlarda ve düşük sosyoekonomik şartlarda daha sık gözlemlenir. Ayrıca obezite, özellikle midenin yemek borusuna yakın kısmında gelişen kanserler için risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak, mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, mide şikâyetlerinin ihmal edilmemesi ve risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerinin yaptırılması gerekmektedir. Gerekli durumlarda endoskopi hayat kurtarıcı olabilmektedir” şeklinde konuştu.
Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez
Mide kanserinin erken dönemde genellikle belirti vermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Çalık, “Mide kanseri erken evrede çoğu zaman belirti vermez ya da basit mide rahatsızlıklarıyla karışabilecek yakınmalarla seyreder. Bu nedenle hastalık genellikle geç evrede fark edilir. En sık görülen erken belirtiler arasında hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve çabuk doyma yer alır. Kişi az yemekle doymaya başlar ve yemek sonrası rahatsızlık hisseder. Bu şikâyetler uzun süre geçmezse dikkate alınmalıdır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı ortaya çıkabilir. Sürekli bir halsizlik, çabuk yorulma ve günlük yaşamı zorlaştıran bir güçsüzlük hissi gelişebilir. Bunun önemli nedenlerinden biri gizli mide kanamalarına bağlı oluşan kansızlıktır. Mide ağrısı, özellikle geceleri artan, künt ve sürekli bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bazı hastalarda bulantı ve kusma görülmektedir; ileri evrelerde kusmukta kan veya kahve telvesi görünümü olabilir. Dışkının siyah renkte olması da mide kanamasının bir işareti olabilir. Tümör mide çıkışına yakınsa, yemeklerin midede takılıyormuş gibi hissedilmesi, aldığı besinleri içeren kusma görülebilir. Yemek borusuna yakın yerleşimlerde ise yutma güçlüğü ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ele gelen karın kitlesi, karında sıvı birikimi, lenf bezlerinde büyüme (özellikle sol köprücük kemiği üstünde sert bezeler) ve nadiren ciltte veya göbek çevresinde sertlikler saptanabilir” ifadelerini kullandı.
Ne zaman doktora başvurulması gerektiği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Çalık, “Uzun süredir geçmeyen mide şikâyetleri varsa, açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık gelişmişse, kansızlık saptanmışsa, siyah dışkı veya kanlı kusma görülmüşse bu belirtiler her zaman mide kanseri anlamına gelmez, ancak mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı, mide kanserinde tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür” dedi.
İhlas Haber Ajansı

