Kılıç ustası Murat Polat, tarihî kılıç yatağanın tasarım harikası özelliklerini açıkladı.

Editör
3 Dakika Okuma
Kılıç ustası Murat Polat, tarihî kılıç yatağanın tasarım harikası özelliklerini açıkladı.

Kılıç Ustası ve Araştırmacı Murat Polat, Yatağan Kılıcı Hakkında Bilgiler Verdi

Kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, Osmanlı’dan günümüze miras kalan, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan yatağan kılıcının her yönüyle bir tasarım harikası olduğunu belirtti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri dehası denince akla gelen ilk sembollerden birinin, Akıncıların ve Yeniçerilerin belinden asla ayırmadığı, zarafetiyle dikkat çeken yatağan kılıcı olduğu ifade ediliyor.

Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda antika dükkanı işleten kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, duvarlarında sergilediği birbirinden değerli yatağan kılıçları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Polat, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan bu eşsiz mirasın sırlarını ve etkileyici özelliklerini anlattı.

Ters Kavisin Sırrı: “Kurt Dişi” Etkisi

Yatağanı dünyadaki diğer kılıçlardan ayıran en belirgin özellik, alışılmışın aksine içe doğru yönelen ters kavisli olmasıdır. Murat Polat, bu tasarımın tesadüf olmadığını ifade ederek, “Geleneksel kılıçlar savurma odaklıyken, yatağanın ağırlık merkezi uç kısmına yakındır. Bu, darbeye balta benzeri bir yıkıcılık katar. Ters eğim, düşman silahını kenetleyip etkisiz hale getirmede benzersiz bir avantaj sağlar. Yeniçerilerin günlük kıyafetleriyle dahi taşıyabildiği bu kılıç, hem bir savaş alanı silahı hem de bir öz savunma aracıdır.” dedi.

Kulaklı Kabza: Elin Kılıçla Bütünleşmesi

Yatağan’ın en ikonik parçası olan ‘kulaklı’ kabza, genellikle kemik, fildişi veya boynuzdan üretilir. Polat’a göre bu kulaklar, estetik bir tercihten çok daha fazla anlam ifade ediyor. Polat, “Sert bir vuruş yapıldığında kılıcın elden kayıp gitmesini engelleyen bu geniş başlıklar, savaşçının kılıcıyla adeta tek vücut olmasını sağlar. Bu, Türklerin ergonomi sanatındaki dehasıdır. Yatağan sadece bir demir parçası değildir; o, sahibinin inancını ve karakterini yansıtan bir tuvaldir. Kılıçların üzerindeki işlemeler derin anlamlar taşır. Üzerinde ‘Fetih’ ve ‘Nadi Ali’ duaları, savaşçının manevi gücünü pekiştirir. Amel-i (Ustanın adı) ibaresiyle her kılıç, onu döven sanatçının mühürlü imzası haline gelir. Gümüş kakmalar, mercan süslemeler ve bitkisel motifler, Yatağan’ı bir takı kadar zarif kılar.” diye konuştu.

Yatağan’dan Kasabasından Dünyaya

Adını Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan kasabasından alan bu kılıç, Osmanlı ordusunun “kul” sistemindeki en sadık dostuydu. Murat Polat, bu kılıcın tarihsel yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: “Yatağan, Türk kılıç sanatının ulaştığı en rafine noktadır. O, hem bir fırtına kadar sert hem de bir şiir kadar zariftir.”

Türk kılıç sanatının bu nadide parçası, bugün müze raflarında sadece bir antikayı değil, bir imparatorluğun disiplinini, estetiğini ve gücünü temsil etmeye devam ediyor.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş