Biga’daki sismik hareketlilik tarihi bir olay olarak değerlendirildi

Editör
4 Dakika Okuma
Biga’daki sismik hareketlilik tarihi bir olay olarak değerlendirildi

Çanakkale’nin Biga ilçesinde son 3 aydır yaşanan sismik hareketlilik üzerine değerlendirmeler yapan Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, “Bunlar yeni değil. Son 2-3 ay ya da daha kısa bir süre içerisinde meydana gelen depremler değil. Yüzyıllardır meydana geliyor” dedi.

ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, Biga’da son 3 aydır yaşanan sismik hareketliliğin yeni olmadığını ifade etti. Biga Yarımadası bölgesinin önemli tektonik aktivite alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Bekler, son 25-30 yıl içinde teknolojinin ilerlemesiyle ölçümlerin sağlandığını ancak bu hareketliliğin yüzyıllardır devam ettiğini vurguladı. Biga’nın mikro deprem aktivitesinin yoğun olarak görüldüğü bir bazıları arasında yer aldığını açıklayan Prof. Dr. Bekler, tarihte aynı zamanda yıkıcı depremlerin de meydana geldiği bir bölge olduğunu da dile getirdi.

Biga yoğun depremselliğe sahip bir bölge

Biga bölgesini deprem açısından değerlendiren Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, “Biga Yarımadası olarak adlandırdığımız Türkiye’nin Kuzeybatı Ege Bölgesi’nin önemli bir tektonik aktivite alanlarından biri olduğunu biliyoruz. Bu bölge hem farklı geometrilerdeki fayların oluşturduğu yoğun depremselliğe sebep olan farklı fay uzunluklarına sahip bir bölge. Ayrıca mikro deprem aktivitesinin en çok olduğu alanlardan bir tanesi” dedi.

Türkiye deprem ülkesi

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tolga Bekler, “Ülkemizin bilinen bir gerçeği olan deprem ülkesi olmamızın esas nedeni sismik kaynak olarak adlandırdığımız faylardır. Sadece bu bölgede değil, ülkenin birçok bölgesinde hem aletsel dönemde hem de tarihi dönemlerde meydana gelmiş çok sayıda deprem vardır. Bu depremlerin de önemli bir kısmı yıkıcı niteliğe sahiptir. Bunların belli dönemlerdeki kalıntılarını ve etkilerini kayıtlarda görmekteyiz” şeklinde konuştu.

Biga yıkıcı depremleri çıkaran bir bölge

Biga’da çeşitli fay hatlarının bulunduğunu ve bunların tarihte yıkıcı depremler meydana getirdiğini aktaran Bekler, “Biga özelinde konuşursak, Biga gerçekten Anadolu’nun önemli tektonik unsurlarını barındıran ve geçmişte bu unsurların zararlı etkilerini, yıkıcı etkilerini bizlere gösteren bir bölgedir. 1912 Saros Körfezi Depremi, 1953 Yenice Gönen Depremi, 1944 Edremit Körfezi Depremi gibi önemli depremlerimiz Biga Yarımadası’nda meydana gelmiştir. Son olarak 2017’de Ayvacık’ta meydana gelen deprem 5.4 büyüklüğünde. 2019’da da 5.3 büyüklüğünde Ahmetçe’de gerçekleşen bir deprem oldu. Günümüze kadar olan süreç içerisinde 2024, 2022, 2025 yıllarında 4’ün üzerinde belirli büyüklükte meydana gelen depremler bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Biga’da farklı fayların birbirini etkilemesiyle mikro depremler oluşuyor

Biga’daki küçük depremlerin iki nedeni olduğunu belirten Bekler, “Bu depremler bölgenin gerilmesinin sürekliliğini anlatıyor. Bu, sadece bu bölgenin değil, bu bölgeyi etkileyen tektonik hareketlerin içinde etkileşimi sağlayan farklı fayların birbirine uyguladığı belli gerilme transferleri olabiliyor, birinci neden bu. İkinci neden ise, bağımsız bölgeler içerisinde, örneğin Biga Ayvacık’ta ya da Biga’nın kuzeybatısında ya da Gönen tarafında, bu fay topluluklarında, yer altındaki kayaçların birbirine uyguladıkları gerilmeler sonucunda, kırılma olarak bildiğimiz olaylar neticesinde belli büyüklükteki depremleri görüyoruz” şeklinde konuştu.

Gelişen teknolojiyle deprem araştırmalarında daha iyi sonuçlar alınıyor

Son 25-30 yılda gelişen teknoloji sayesinde depremler hakkında daha iyi gözlem ve ölçüm yapılabildiğini aktaran Bekler, “Bunlar yeni değil. Son 2-3 ay ya da daha kısa bir süre içerisinde meydana gelen depremler değil. Yüzyıllardır devam ediyor. Ancak son 25-30 yıl içerisinde sayısal gözlem ve ölçüm yapma olanaklarındaki artışla sismometreler ve deprem sensörleriyle bu olayları daha iyi ölçme şansına sahip olduk” dedi.

İhlas Haber Ajansı

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş