2025 Yılı Kelimesi “Dijital Vicdan” Olarak Belirlendi: Doç. Dr. Boz Açıklamalarda Bulundu

Editör
4 Dakika Okuma
2025 Yılı Kelimesi “Dijital Vicdan” Olarak Belirlendi: Doç. Dr. Boz Açıklamalarda Bulundu

Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla Türkiye’de 2025 yılının kelimesinin “dijital vicdan” olarak seçildiğini duyurdu. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, “Sosyal medyada paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler, insani görevlerini yerine getirdiklerini hissediyor. Oysa vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmasını sağlayan güçtür” dedi.

Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla gerçekleştirdiği oylama sonucunda 2025 yılının kelimesini “dijital vicdan” olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, bu kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda üstlendiği yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevi hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun

İnsanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda sosyal medya platformlarındaki paylaşım ve beğenilerle vicdanlarını rahatlatma eğiliminde bulunduklarını dile getiren Doç. Dr. Dursun Boz, “Bu durum vicdanı tıklanabilir bir hale getirmektedir. Paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler “tıklama” aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiklerini hissetmektedir. Halbuki vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya yönlendiren, kişinin kendi ahlaki değerleri üzerine doğrudan ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak tanımlanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

“Gazze ve Doğu Türkistan’daki dramları ile ilgili paylaşımları beğenmek sorumluluktan uzak tutmaktadır”

Boz, “dijital vicdan” kavramının çağımızda vicdanın dijital ortamda kazanmış olduğu bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi tanımlayan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını belirterek, “Örneğin Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriklerini beğenmek ve bu durumlar için ‘içerik üretmek’, o olayın gerçekliğini bozarak bireyde sanal bir vicdani rahatlama sağlamaktadır. Bu da sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak kalmasına neden olmaktadır. Dijital vicdan, insanları somut gerçekler karşısında somut çözümler üretmekten alıkoyarak sorun alanının genişlemesine ve derinleşmesine sebep olmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır”

Geleneksel olarak vicdanın, insanların ahlaki bilinçlerini ve doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt etme yeteneğini simgelediğini aktaran Dursun Boz, “Dijital vicdan sayesinde, bireylerin ve kuruluşların dijital platformlar ve çevrimiçi alanlardaki faaliyetlerinde etik sorumluluğu dikkate alması gerekmektedir” açıklamasında bulundu.

Dijital vicdan kavramı ile dijitalleşme döneminde etik sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Boz, “Dijital vicdan ile insanları ‘şimdi ne yapmam gerekir’ sorusuyla karşı karşıya bırakan bir konuya değinilmektedir. Bir şey icra etmek yerine bir gösterim yapmanın yeterli olduğu ancak yine de iç huzurumuzu sağladığımız bir durumu ifade etmektedir. Dijital vicdan açısından bakıldığında vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır. Hareket geri planda kalmakta, sorumluluk yok olmakta; geride yalnızca bir tıklama ile hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etik kalmaktadır” diye ekledi.

Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin şu önerilerde bulundu:

“Paylaşım yapmadan önce kaynağını doğrulamalıyız. Gereksiz uygulama izinleri iptal edilmelidir. Yapay zekâ içerikleri şeffaf bir biçimde paylaşılmalıdır. Ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamalıyız. Linç kültürü ve psikolojik baskıya karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmelidir.”

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş