Not verme sırası öğrencide

    0
    8

    Aysel Bozan Yılmaz

    Milli eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Antalya’da 24-25 Ekim’de düzenlenen ‘Eğitimden Üretime Sektörle İşbirliği’ temalı Eğitim Kongresi’nde öğretmenlere performans sistemi üstünde çalıştıklarını açıkladı. Uygulamayla ilgili detaylı veri vermeyen Yılmaz, yerine göre öğrencilere “Öğretmeninizden hoşnut musunuz?” gibi soruların yöneltileceğini ve velilerin de değerlendirmelerinin yer alacağı performans kriterlerinin olabileceğini söyledi. Uygulamanın bu sene başlaması planlanıyor.

    Bakan Yılmaz’ın açıklamalarının arkasında öğretmenlerden de itirazlar gelmeye başladı. Öğrenci ve velilerin değerlendirmelerde objektif olmayacağını, kendisine kuvvetsiz veren öğretmene, öğrencinin de olumsuz anekdot vereceğini söylüyorlar. 2015-2016 eğitim yılından itibaren başlatılan, mektep müdürleri tarafından öğretmenlere bahşedilen performans notlarında objektif olunmamasını bu noktada gerekçe olarak bildiren öğretmenler, benzer şeyi öğrenci ve velilerle de yaşayacak olmaktan tedirginler.

    Konuyla ilgili gösterme aldığımız sendikalar objektif şartlarda yapıldığı takdirde performans değerlendirmesinin verimliliği artırabileceğini söylüyorlar. Ama önceki uygulamaların, bu konuda objektif değerlendirmenin olamayacağını gösterdiğini kaydeden sendikalar, bu konuda kendilerinden bakış alınmamasından da şikayetçiler. İşte o yorumlar:

    ‘Tarafsız olmalı’

    Türk Eğitim-Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, performans değerlendirmesinin objektif şartlarda yapıldığı takdirde personel verimliliği için kayda değer bir tatbik olabileceğini kaydetti. Ancak son 5 yıldır eğitim yöneticileri, namzet öğretmen atamalarında uygulanan mülakat ve sözlü sınav yöntemlerinin beklenen sonuçları vermediğine değinen Kavlu, hatta adam kayırma, torpil gibi söylentilerin çıktığını dile getirdi. “Okul idareci atamalarında kullanılan performans değerlendirmeleri subjektif ve bir tarafı kayırmak amacı ile kullanılmış, bu koşul mahkemeler nezdinde tescillenmiştir” diyen Kavlu, bu performans değerlendirmelerine ilişkin binlerce dava açıldığını söyledi.

    Uygulamanın bağımsız insan kaynakları şirketleri tarafından, akademik kriterlere kadar yapılması gerektiğinin altını çizen Kavlu, somurtkan takdirde performans değer biçme sisteminin olumlu sonuç vermediği gibi egzersiz barışını bozacağına uyarı çekti. Kavlu, sendikalarından görünüm almadığını da sözlerine ekledi.

    ‘Konu telaşla ele alınıyor’

    Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı ALİ YALÇIN, MEB’in performans ölçümü, galibiyet değerlendirmesi noktasında son 10 takvim süreçte yaptıkları girişimlerin iki taraflı noktasının, ilgili taraflardan yoksunluk olduğunu söyledi. “Öğretmenlerden hizmet noktasında, verimlilik ve kalite bağlamında, yükümlülük ve yetki çerçevesinde ne istendiği halen belirsiz” diyen Yalçın, şunları söyledi: “Bunların olmadığı bir zeminde başarıyı, performansı ölçme iddiası ve bunun üzerinden hizmeti sunanlarla ilgili başarı ilanı ya da başarısızlık ithamı yapmaya dönük sistemi hayata geçirme aceleciliği ‘ben yaptım oldu’ mentalinin somutlaşmasından diğer bir sonuç doğurmaz.”

    Eğitimle ilgili bir gerçekte sendikanın önerilerine başvurulmadıkça ‘topal ördek’ hükmünde olduğuna değinen Yalçın, “Motivasyon üretmek yerine, olan motivasyonu bitirmek ve ulus görevlilerini korkutma etmek sonucu üreten bir içerikle, performans sistemi kurulacağını dikkate almak keza sıkıcı hem de yıpratıcı süreçlere kapı aralar” dedi. Bu noktada, MEB’in konuyu telaşla ele almasını da, bu süreci beyanlarla yönetme ve yön belirleme arayışlarını da içten bulmadıklarının altını çizen Yalçın, çalışmadığı bahis edilen memuru seslenmek yerine kişisel başarısı görülmeyenlerin aranmasının daha doğru olduğunu söyledi.

    ‘Yeni bir şey yok’

    Öğretmenlerin yeterliliklerinin ve mesleki yaşamda başarımlarının defalarca ağız dalaşı konusu olduğunu kaydeden Eğitim Sen eski Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, bu değerlendirmelerin farklı alanlara yönlendirilmiş yol ve yöntemler kullanılarak yapılmakta olduğunu ve o nedenle bu durumun gerçekte yeni olmadığını belirtti. “Mesela haziranda okul müdürlerinin yaptığı başarım değerlendirme sonuçlarının ne kadar öznel niyetlerle yapıldığını ve bu niyetlerle yapılan değer biçme sonuçlarının ortaya çıkardığı olumsuzlukları birlikte yaşadık” diyen Dinçer, verilen düşük puanları yargı etmediğini düşünen binlerce öğretmenin soluğu mahkemede aldığını söyledi.

    Daha önce 4 yılını dolduran mektep müdürlerinin görevlerini ikinci 4 yıla uzatmak için veli ve öğrencilerin yaptığı puanlama sonuçlarında ortaya meydana çıkan mağduriyetleri hatırlatan Dinçer, “O nedenle böyle bir yöntemin iyi, tarafsız ve bilimsel olduğunu bildirmek olası değil. Hele eğitim gibi bir alanda piyasa ekonomisinin çalışma ve vergi kurallarını kabul etmek katiyen olası değil. Bu cins uygulamaların ilk kez ihbarcılık elde etmek üzere her türlü dejenere ilişkiye kapı aralayacağı bir hakiki. Öğretmenlerin itibarını sarsacak böyle ‘projelerden’ uzak durmak gerekir” dedi. Ulusal Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Antalya’da 24-25 Ekim’de düzenlenen ‘Eğitimden Üretime Sektörle İşbirliği’ temalı Eğitim Kongresi’nde öğretmenlere performans sistemi üstünde çalıştıklarını açıkladı. Uygulamayla ilgili detaylı bilgi vermeyen Yılmaz, yerine tarafından öğrencilere “Öğretmeninizden memnun musunuz?” gibi soruların yöneltileceğini ve velilerin de değerlendirmelerinin yer alacağı performans kriterlerinin olabileceğini söyledi. Uygulamanın bu sene başlaması planlanıyor.

    Bakan Yılmaz’ın açıklamalarının arkasından öğretmenlerden de itirazlar gelmeye başladı. Öğrenci ve velilerin değerlendirmelerde nesnel olmayacağını, kendisine zayıf veren öğretmene, öğrencinin de negatif not vereceğini söylüyorlar. 2015-2016 eğitim yılından itibaren başlatılan, mektep müdürleri göre öğretmenlere bahşedilen performans notlarında objektif olunmamasını bu noktada bahane olarak bildiren öğretmenler, aynı şeyi öğrenci ve velilerle de yaşayacak olmaktan tedirginler.

    Konuyla ilgili görüntü aldığımız sendikalar nesnel şartlarda yapıldığı takdirde performans değerlendirmesinin verimliliği artırabileceğini söylüyorlar. Oysa önceki uygulamaların, bu konuda objektif değerlendirmenin olamayacağını gösterdiğini kaydeden sendikalar, bu konuda kendilerinden bakış alınmamasından da şikayetçiler. İşte o yorumlar:

    ‘Tarafsız olmalı’

    Türk Eğitim-Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, performans değerlendirmesinin objektif şartlarda yapıldığı takdirde personel verimliliği için manâlı bir başvuru formu olabileceğini kaydetti. Ama son 5 yıldır eğitim yöneticileri, namzet hoca atamalarında uygulanan mülakat ve sözlü sınav yöntemlerinin beklenen sonuçları vermediğine değinen Kavlu, hatta adam kayırma, torpil gibi söylentilerin çıktığını dile getirdi. “Okul yönetici atamalarında kullanılan performans değerlendirmeleri subjektif ve bir tarafı kayırmak amacı ile kullanılmış, bu durum mahkemeler nezdinde tescillenmiştir” diyen Kavlu, bu performans değerlendirmelerine ilişkin binlerce dava açıldığını söyledi.

    Uygulamanın bağımsız insan kaynakları şirketleri tarafından, akademik kriterlere göre yapılması gerektiğinin altını çizen Kavlu, aksi takdirde performans değer biçme sisteminin olumlu netice vermediği gibi alıştırma barışını bozacağına dikkat çekti. Kavlu, sendikalarından manzara almadığını da sözlerine ekledi.

    ‘Konu telaşla ele alınıyor’

    Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, MEB’in performans ölçümü, galibiyet değerlendirmesi noktasında son 10 takvim süreçte yaptıkları girişimlerin iki taraflı noktasının, ilgili taraflardan yoksunluk olduğunu söyledi. “Öğretmenlerden hizmet noktasında, verimlilik ve kalite bağlamında, yükümlülük ve yetki çerçevesinde ne istendiği halen belirsiz” diyen Yalçın, şunları söyledi: “Bunların olmadığı bir zeminde başarıyı, performansı ölçme iddiası ve bunun üzerinden hizmeti sunanlarla ilgili başarı ilanı veya başarısızlık ithamı yapmaya dönük sistemi hayata geçirme aceleciliği ‘ben yaptım oldu’ mentalinin somutlaşmasından diğer bir netice doğurmaz.”

    Eğitimle ilgili bir uygulamada sendikanın önerilerine başvurulmadıkça ‘topal ördek’ hükmünde olduğuna değinen Yalçın, “Motivasyon üretmek yerine, olan motivasyonu bitirmek ve millet görevlilerini tehdit etmek sonucu üreten bir içerikle, performans sistemi kurulacağını dikkate almak keza sıkıcı hem de aşındırıcı süreçlere kapı aralar” dedi. Bu noktada, MEB’in konuyu telaşla ele almasını da, bu süreci beyanlarla yönetme ve yönlendirme arayışlarını da doğru bulmadıklarının altını çizen Yalçın, çalışmadığı bahis edilen memuru aramak yerine kişisel başarısı görülmeyenlerin aranmasının daha dürüst olduğunu söyledi.

    ‘Yeni bir şey değil’

    Öğretmenlerin yeterliliklerinin ve mesleki yaşamda başarımlarının daima ağız dalaşı konusu olduğunu kaydeden Eğitim Sen eski Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, bu değerlendirmelerin dağıtılmış yol ve yöntemler kullanılarak yapılmakta olduğunu ve o nedenle bu durumun fiilen yeni olmadığını belirtti. “Mesela haziranda okul müdürlerinin yaptığı başarım değer biçme sonuçlarının ne dek öznel niyetlerle yapıldığını ve bu niyetlerle yapılan değerlendirme sonuçlarının ortaya çıkardığı olumsuzlukları birlikte yaşadık” diyen Dinçer, verilen düşük puanları hak etmediğini düşünen binlerce öğretmenin soluğu mahkemede aldığını söyledi.

    Daha önce 4 yılını dolduran okul müdürlerinin görevlerini ikinci 4 yıla uzatmak için veli ve öğrencilerin yaptığı puanlama sonuçlarında ortaya meydana çıkan mağduriyetleri andıran Dinçer, “O nedenle böyle bir yöntemin iyi, tarafsız ve bilimsel olduğunu bildirmek makul değil. Hele eğitim gibi bir alanda piyasa ekonomisinin egzersiz ve ücret kurallarını benimsemek katiyen olası değil. Bu tür uygulamaların başta ihbarcılık elde etmek üzere her türlü dejenere ilişkiye kapı aralayacağı bir reel. Öğretmenlerin itibarını sarsacak böyle ‘projelerden’ uzakta durmak gerekir” dedi.

    ‘Ticari şirket gibi olacak’

    Eğitim Sen, yaptığı basın açıklamasında, MEB’in performans değerleme dayatmasının kabul edilemez olduğunu duyurdu. Uygulamanın, okulları birer “ticari şirket” gibi yönetmek amacıyla hayata geçirildiği belirli açıklamada, “Performans değer biçme sistemi, öğretmenlik mesleğini değersizleştirmenin geldiği noktayı göstermektedir. Öğretmen-öğrenci ilişkisini alt üstteki etmesi zorunlu olan ve öğrenci ve velileri ‘müşteri memnuniyeti’ anlayışı çerçevesinde değerlendiren bu uygulamanın, öğretmenlerin müşterileri (öğrencileri) hoşuna gitmek için daha artı çalışmaya itmesi, dolayısıyla alıştırma saatlerinin artması ile sonuçlanması kaçınılmazdır” denildi.

    “MEB’in asıl hedefi, öğretmenlerin performansını ölçmek bahanesiyle, eğitimde ücretli, sözleşmeli ve güvencesiz istihdamı yaygınlaştırmak” denilen açıklamada ayrıca, performans değerlendirmesi uygulamasında öğretmenlerin yaptıkları işin niteliğinden fazla “yüksek performans” üzerinden kişisel değerlendirmeye bağlı tutulmasının, okullarda herkesin birbirinin “rakibi” olduğu düşüncesinin gelişmesine ve meslek barışının bozulmasına niçin olacağına dikkat çekildi.

    ‘Biz de Bakanı değerlendirelim’

    Uyruk gazetesi yazarı Abbas Güçlü’nün Twitter’dan yazdığı “Öğrenci ve veliler, öğretmenlerin performansını değerlendirecekmiş. Peki, nasıl, mülakatla mı, verdiği nota, anlattığı derse, dünya görüşüne kadar mi?” içerikli tweet üzerine öğretmenler düşüncelerini belirttiler. Fikirler şöyle:

    @gizemaksuu: Biz de Milli Eğitim Bakanı’nı değer biçmek istiyoruz!

    @akyelyasmin: Öğretmenlere yapılan bu eziyet neden? KPSS+ÖABT+Görüşme+Sözleşmeli Öğretmenlik, derhal de bu. Bu öğretmenler ne yaptı topluma?

    @ilterisdicen: Performansımızı ölçtürmek istedikleri başka kesim var mıymış acaba? Kim kaldı hekim, mühendis civardaki esnaf falan?

    @esraaaydin: sonuç olarak yüksek anekdot veren hoca iyi, düşük veren kötü.

    @gnszynp: Öğretmenler de velileri değerlendirsin o süre sen nasıl böyle evlat doğurdun diye.

    @aslihan_sonmez: Öğretmene dadı veya alıcı temsilcisi gözüyle bakan veliler varken bu kullanım dünyanın en tanrısal mesleğine hakarettir.

    @nursenaylcin Veliler ve öğrenciler öğretmene anekdot verecekmiş, Bakan diyor. Öğretmenden diğer cümbür cemaat hoca olmuş.