Bakan Arslan’dan Türkiye’yi uçuracak hesap!

    0
    7

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Seyahat olayları ile 17-25 Aralık’ta bakanlığın projelerinin amaç alındığını söyledi. Arslan, Türkiye’nin ulaştırma koridoruyla ilgili yeni projelerle 35 trilyon dolarlık pazardan pay alabilir ayla geldiğini kaydetti. Ahmet Arslan İstanbul AK Parti Gençlik Kolları tarafından Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde düzenlenen 15 Temmuz Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Darbe Girişimi ve Şehitleri Kutlama Programı’nda konuştu. Arslan, Türkiye’den 3 saatlik uçuşla 1,5 milyar insana erişilebildiğini, bu 1,5 milyar insanın yaşadığı ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın 35 trilyon dolar olduğunu söyledi. Türkiye’nin büyüdükçe, ulaştırma koridorları anlamında büyük projeler yaptıkça bu 1,5 milyara erişebilir, 35 trilyon dolarlık pazardan pay alabilir ışık halkası geldiğini kaydeden Arslan, şöyle devam etti: “İşte sıkıntı da burada başladı. Çünkü bu ticaret hacminden, bu pazardan pay alıp pastayı paylaşmaya alışanlar bir baktılar ki, biri çıktı, Türkiye büyümeye başladı ve Türkiye bu pastadan pay almaya başladı. Pasta kesin. Siz bu pastadan pay almaya başladığınız süre, pastanın geçmiş paydaşları işte bundan rahatsız oldular. Bundan rahatsız oldukları için Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onun ekibini istemediler. Çünkü ticaretiniz büyüdükçe, ekonomimiz geliştikçe, insanınızın rahatlık seviyesi yükseldikçe, dünyada sözünüz o kadar geçerli ışık halkası geliyor.” Yolculuk olaylarında çevre, ağaç diye ayağa kalkıldığına dikkati çeken Arslan, “Tam Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün ihalesi üretilmiş, Osmangazi Köprüsü’nün İzmir’e dek otoyolunun ihalesi üretilmiş, daha da önemlisi İstanbul’da yılda 200 milyon yolcuya hitap edecek, ülkemiz için çok büyük bir katma bedel oluşturacak İstanbul yeni havalimanının ihalesi yapılmış, kıyamet koptu. Ağaca kıyacaklar, çevreye kıyacaklar…” biçiminde konuştu. Gerek Yavuz Sultan Selim Köprüsü, gerek 3. havalimanından nedeniyle Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü marifetiyle taşıdıkları, diğer yere diktikleri veya kesmek zorunda kaldıkları ağaç toplamının takriben 350 bin olduğunu gösteren Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “350 bin büyük bir rakam ancak buna karşılık diktiğimiz ağaç miktarı şu an takriben 5 milyon. 350 bin ağaç yer değiştirmiş, 5 milyon ağaç dikmişiz. Bununla da yetinmiyoruz, diyoruz oysa 3. havalimanı açılıncaya değin 10 milyon ağaç dikeceğiz. 10 milyon ağaç dikeceğimize tarafından aramak oysa bu insanların görünen derdi, görünen yüzü çevre olmakla birlikte başka bir dertleri olması gerekli. Lüzum Yolculuk olaylarında, gerek 17-25 Aralık olaylarında ve hatta 6-7-8 Ekim’de, geldik 15 Temmuz’da ırk Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının yaptığı projeleri amaç aldılar, bunlar yapılmasın dediler.” “DEMİR YOLU KORİDORUMUZU KESINTISIZ ÜLKÜ GETİRİYORUZ” Arslan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yalnızca İstanbul’da yaşayanların hayatını kolaylaştırmadığını dile getirdi. Tüm iş makinelerini, ağır vasıtaları Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kaydırarak Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün yükünü, trafiğini hafiflettiklerine göze çarpan eden Arslan, şunları kaydetti: “Oysa, Yavuz Sultan Selim Köprüsü devamındaki otoyollarla, üzerindeki demir yoluyla birlikte Çin’den kalkan bir yükün Türkiye üzerinden Avrupa’ya, tersi, Avrupa’daki bir yükün Türkiye üzerinden Çin’e gitmesi seslenmek. Bunlar, Türkiye’ye ek katma değerinde oluşturması, Türkiye’nin daha pozitif büyümesi, Türkiye’nin o ülke insanları açısından da önemli ülkü gelmesi aramak. Çin’in Avrupa’ya ve Amerika’ya yılda gönderdiği konteyner yükü 240 milyon ton. Bizim Türkiye’de demir yollarıyla taşıdığımız siklet 1 yıllık 26,5 milyon ton. Biz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün üstüne demir yolu yaparak, Bakü-Tiflis-Kars demir yolunu yaparak demir yolu koridorumuzu sürekli ışık halkası getiriyoruz. Çin’in bu 240 milyon tonluk yükünün sadece yüzde 10’unu alsak Türkiye’de 1 yılda operasyon görebilen, elleçlenen ağırlık kadar tartı taşımış olacağız. Bu milyar dolarların Türkiye’ye gelmesi, Türkiye’nin daha da büyümesi çağrıda bulunmak. Bunların anlamı şu; birileri Türkiye’nin büyümesini istemedi ancak onlara maşa lazımdı. Bir diğer ifadeyle, onların amaçlarına ve emellerine hizmet edecek hainler lazımdı. Geçmişte birileri bu hainliği yaptı, Yolculuk olaylarında birileri kandı bu hainliği yaptı, 30 yıldır PKK diye bir terör örgütü bu hainliği, bu maşalığı yapmaya devam ediyor. O da yetmedi son 3-4 senedir DEAŞ diye bir hain terör örgütü çıktı onların maşalığını DEAŞ yapıyor. Daha da kötüsü dini, İslam’ı, Müslümanlığı istismar ederek yapıyor. En kötüsü de bu, coğrafyaya hasar veriyor. O da yetmedi, 40 yıldır palazlanan, 40 yıldır bizi din, hizmet istismarı yaparak kandıran, aldatan bir grup daha çıktı, o grup en kötüsünü yaptı, hainliğin en kötüsünü.”