PKK, Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ı öldürebilir

    0
    40

    Faruk Aksoy

    Devlet, yaptığı şeylerden nedeniyle cesurca, yapmadığı şeylerden nedeniyle korkaklıkla suçlama edilemez, edilirse devletin aklı zayi olur.

    “Kimse devletin cesaretini test etmeye kalkmasın” durumundan, “Cümbür Cemaat devletin cesaretini test etsin, denesin, görsün”durumuna geçiş yapılıyor.

    Fazla dikkatli olmak lazım…

    PKK, bugüne kadar Kürt mağduriyetiyle değil, Kürt psikolojisiyle ayakta kaldı.

    Yıllardır “PKK, sebep değil, sonuçtur”diyenler de buraya çalıştılar, Kürtlerin devletle olan ilişkilerini buradan örselediler.

    1843‘te, Osmanlı’ya isyan eden Botanlı Bedirhan, 1839’da Tanzimat Fermanı ile azınlıkların, yani gayrimüslimlerin elde ettiği haklara dayanarak harekete geçmişti.

    1845‘te Cizre‘de, kendi namına para bastıran bu zat, kolu kanadı kırılmış devletin hangi baskıları sonucu baş kaldırmıştı?

    Baktı oysa, İngiliz, 1838‘de ticari, 1839‘da da yasal anlaşmalarla Osmanlı’nın boynuna boyunduruğu taktı, Bedirhan da, “Fırsat bu fırsat”deyip, ayaklanma bayrağını açtı.

    Ne sebebi, ne sonucu Allah aşkına!…

    O vakit da Kürtçe yasak mıydı, Kürt medreselerinde, Divanü Lugati’t Türk ya da Muhakemetü’l Lugateyn mi okutuluyordu, Türkçe’den gayrı diğer dil kullanılmıyor muydu, kentlerin adları mı değiştirilmişti, Kürtlere işkence mi yapılıyordu, ne oluyordu yani?

    Devletin gücü, kudreti sarsılmıştı, olan biten buydu.

    O Bedirhan’ın aşireti, birincil isyandan 140 sene sonra kurulan PKK’nınşehir yapılanmasını örgütledi, aksiyoner ışık halkası getirdi, Kürtlerin bir kısmını, Türk düşmanıolarak Batı’ya eklemledi, terör örgütünün modernizasyonunu yaptı.

    Bu açıdanbakıldığında, “Kürt isyanlarını, en ince ayrıntısına kadar Cumhuriyet Türkiye’sinin uygulamalarına bağlantı kurmak haksızlıktır, vicdansızlıktır”diyorum.

    Son dönemde Kürtlerin psikolojisi, akıl iklimi devletten yana işliyor.

    Hemen Hemen 40 yıla dayanan çatışma sürecinin arkasından, devlet ve örgüt aralarında adı konulmamış anlaşmalar, gelenekler oluştu sanki.

    Dağa çıkmayan, silahlı eyleme katılmayan birisi, PKK terör örgütünü destekleyen siyasi oluşumların içinde yer alabiliyor mesela.

    Bu durumu tersine çevirmek, PKK’nın siyasi uzantılarının da suçluluğuna hükmetmek doğrusu baskı, alışkanlıklar oluştu, devlet teknik kusur yaparsa Kürtlerin nezdinde yakaladığı psikolojik üstünlüğünü kaybedebilir.

    Gültan Kışanak hadisesi bu açıdan önemli…

    Suriye ve Irak operasyonları devam ederken, aynı zamanlı olarak, PKK’nın siyasi destekçilerine karşısında yargının harekete geçmesi umarım detaylıca hesaplanmıştır.

    Terörle mücadele konusunda konsept değişikliğine gidildiğini Cumhurbaşkanısöylemişti, “Defans yok saldırı yapacağız”demişti.

    Kışanak gözaltına alındıktan sonra HDP’li vekiller, Kürtleri sokaklara çağırdılar.

    PKK, Doğu’da ve Güneydoğu‘da, bazı şehirleri işgal etmeye kalktığında benzer şey yapmışlardı fakat çağrıları karşılık bulmamıştı.

    Bu kere halkı, oylarına sahip çıkmaya çağırıyorlar, fazla tehlikeli bir şart, “Eli silahlı teröristi desteklemeye gelin”çağrısına benzemiyor.

    Daha da önemlisi,

    Kürtler, HDPnin provokasyonuna gelmezlerse, yani sokaklara inmezlerse, PKK, son çare olarak siyasi cinayetlere girişebilir.

    HDP’li milletvekilleri, belediye başkanları, STK temsilcileri, hepsi ama tümü PKK’nın tehdidi aşağıda, bunun bilinmesi lazım.

    Kürtleri sokağa indirmek için sebep arıyorlar, Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaşya da Sebahat Tuncel ayrım etmez, halkı devletle çatıştırmak için PKK göre kurban edilebilirler.

    Nasıl olsa cinayetleri üstlenecek onlarca örgüt var, bölgede.

    Amerika adına, Suriye’de, Irak’ta savaşan silahlı Kürt grupları, Amerika namına, Diyarbakır’da, Cizre’de neden savaşmasınlar fakat!…

    Ya Da savaşmadılar mı?…