FETÖ alaycı ifadelerle gerçeği saklamaya çalışıyor

    0
    4

    Duygu Yener

    Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeleri, darbe teşebbüsüne ilişkin güvenlik ve adliyede verdikleri ifadelerde, gerçekleri gizlemek amacıyla ilginç savunmalarda bulundu.

    Hukuk, emniyet ve psikiyatri alanındaki uzmanlar, FETÖ üyelerinin ifadelerinde yer alan, “raslantı oradaydım, bir anda kendimi darbe girişiminin içinde buldum, tarla bakmaya gitmiştim, odamdan hiç çıkmadım, torunlarımı görmeye gittim” şeklindeki söylemleriyle gerçeklerin ortaya çıkmasının engellenmesinin amaçlandığını belirtti.

    Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, davanın adli suçlama, sosyal, psikolojik ve siyasi boyutu olduğunu söyledi.

    Tarhan, savcılık ve mahkemelerin kamu vicdanına tarafından karar verdiğini belirterek, “Türkiye’deki ulus vicdanı düşünüldüğünde ise bu konuyla ilgili fazla bir duyarlık var. Böyle durumlarda psikolojide aşırı değerlendirilmiş görüşler olarak ifade kullanıyoruz. Gerçek bir olay olduğundan aşırı değerlendirilmiş düşünceler olarak kabul edilir. defalarca değer yargılarını ve muhakemeyi bozar bu görüşler.” dedi.

    Toplumdaki darbe karşıtı bir ruh halinin olması ve bu konunun kesintisiz peşine düşüp takip edilmesi, mahkeme, savcılıktaki durumların basına yansıması, kamuoyunca peşine düşüp takip edilmesinin aşırı değerlendirilmiş fikirlerin kapsamına girdiğini dile getiren Tarhan, “Toplumun konuya hassasiyetinden hakimin yaptığı her hareketin, verdiği her karar kesintisiz mercek aşağıda tutuluyor. Dolayısıyla böyle durumlarda ırk hakiki fikirlerini söylemekten korkup, kaçınabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Tutuklananlar aralarında dört herif insan olduğunu gösteren Tarhan, darbeye karışan lakin şu anda FETÖ karşısında konuşup rol yapanlar, hatalı yerde bulunduğunu savunanlar, çeşitli sebepler sebebiyle korktukları için ifade vermeyenler ile halen örgütle hareket etmeye devam edenler bulunduğunu anlattı.

    Tarhan, “(Fetullah Güler Yüzlü bana beddua edecek) diye korkanlar var. Olayın ne dek vahim, dini bir kılıfa sokulduğunu, bunun nasıl bir cihat psikolojisi içinde yapıldığını gösteriyor. Cihat duygusuyla kaçan, liderlerinden beddua alacağı için ebedi hayatlarının gideceğini düşünenler bulunduğu gibi, bu kişiler halen olayı objektif değerlendiremiyorlar. Bu kişilere rehabilitasyon gerekebilir. Bu kişiler öbür sorgulama ve psikoloji destekli sorgulama teknikleriyle sorgulanabilir.” ifadelerini kullandı.

    “Türk milletin aklıyla alay edilmemeli”

    Yargıda Birlik Derneği Başkanvekili Birol Kırmaz ise Türkiye’nin 15 Temmuz’da fazla ağır bir travma geçirdiğini söyledi.

    Yaşanan darbe teşebbüsünün arkasında devletin reflekslerinin üstteki seviyeye çıktığının altını çizen Kırmaz, Türk milletinin ülkesinin geleceğine, bütünlüğüne, demokrasinin varlığına sahip çıktığını ifade etti.

    Kırmaz, şunları kaydetti:

    “Yargıya düşen, bu ağır travmayı yaşatanlardan hukuk kuralları çerçevesinde hesap sormaktır. Bu şekilde darbeye karışanlar yargının önünde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Muhakkak savunmalar savunma hakkının kutsallığı çerçevesinde dikkate alınacaktır. Ama 15 Temmuz‘da yaşananlar tüm çıplaklığıyla ortadadır. Ülkemiz canlı olarak bu darbe teşebbüsünü yaşatanları gözlemlemiştir. Hiç kimse Türk milletinin aklıyla alay etmemelidir.”

    Türkiye’nin bu rezilliği yaşatanlardan hesap soracak zor ve kudrete sahip olduğunu vurgulayan Kırmaz, egemen yargının üstüne düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getireceğini dile getirdi.

    Örgüt mensuplarının laf konusu ifadeleriyle gerçeğin ortaya çıkarılmasının engellenmeye çalışıldığını kaydeden Kırmaz, “Savunma hakkı kutsaldır ama deliller sadece savunmadan ibaret değildir. Ülkemiz ve dünya canlı olarak bu rezaleti seyretmiştir. Savunmalarda geçen ibareler, olayı başka yöne çekerek gerçeklerin çarpıtılıyor olmasını karşılamak içindir. Biz suça karıştığı için pişmanlık duyanları örgüt hakkında bütün bildiklerini candan itiraf etmeye eğlence ediyoruz.” şeklinde konuştu.

    “İfadeler direktifler gereği verildi”

    Emniyet Uzmanı Abdullah Ağar da, darbe girişiminin sonuçsuz kalmasının ardından FETÖ‘nün etkinliğini kaybetmemek için çabaladığına sinyâl etti.

    Örgütün yakalanmamasını istediği üyelerin de var olduğunu açıklayan Ağar, bunun için de örgütün bazı tedbirleri devreye koyduğunu belirtti.

    Söz konusu ifadelerde yer alanların gerçeğin ortaya çıkmasının engellenmesi için söylendiğini aktaran Ağar, örgütün çözülmeleri durdurmak istediğini vurguladı.

    İfadelerde bulunan söylemlerin bir talimat olduğuna işaret eden Ağar, “Açıklamalar gereği böyle ifadeler verilmiştir. Keza açıklamalar var hem de örgüte takviye var. Örgütün iş birliği içinde olduğu yapılar var. FETÖ’nün meslek birliği içindeki yapılar da FETÖ ile mücadeleyi etkisizleştirmeye, caydırmaya, sulandırmaya, geciktirmeye, önlemeye, hatalı yöne kanalize etmeye çalışıyorlar. Bizim mücadelemiz sadece FETÖ ile yok.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ağar, devlet kurumları içindeki FETÖ mensuplarının ihracının devletin bekası için önemli olduğunun altını çizerek, mücadelede caydırıcı tedbirlerin devreye sokulması gerektiğini belirtti.

    Neler söylemişlerdi?

    FETÖ’nün darbe girişiminde yer alan bazı şüpheliler savunmalarında, olaylarda yer almalarını acayip gerekçelerle anlatmışlardı. Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerin çoğu darbe girişiminden haberi olmadıklarını ileri sürerek, değişik bahaneler dile getirmişlerdi.

    İfadelere yansıyan, bazı garip savunmalar şöyle:

    FETÖ’nün “hava kuvvetleri imamı” kaçak Adil Öksüz: “14 Temmuz’da Sakarya’dan Ankara’ya geldim. Keçiören’de kaldım. Tarla bakmak için 150 TL’ye anlaştığım taksici beni getirip Kazan’a bıraktı.”

    Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Yüksek Askeri Şura üyesi Akın Öztürk: “Darbeyi planlayıp idare eden değilim. Kimin planlayıp yaptığını da bilmiyorum. Torunlarımı görmek için Akıncı Üssüne gittim. Lojmanda akşama kadar vakit geçirdim.”

    Öztürk’ün damadı ve eski 141. Filo Komutanı Yarbay Hakan Karakuş: “(Evindeki aramalarda bulunan 1 dolarlık banknotlar) Ben bu dolarları Amerika’ya tatbikata gittiğimde harcamalar ardından gelişen para üstleri biçiminde biriktirdim. Onlar hatıra olsun diye çekmecede duruyordu.”

    Eski Genelkurmay Proje Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli: “Yaptığım bütün görüşmeleri komutanın emriyle, onun bilgisi kapsamında can güvenliği için yaptım.”

    Eski 2. Başlıca Jet Üs Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk: “İzmir’den hafta sonunu kardeşimin evinde vermek üzere öğle saatlerinde askeri uçakla Akıncı Üssü’ne geldim. Kendimi olayların içinde buldum.”

    Darbe girişimi esnasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde yer alan Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu: “Kumsala indik. Oradaki evin içine girdiğimizde ateş altında kaldık. Sürünürken silahımı kumsallık alanda bıraktım.”

    Güvenlik kamerası görüntülerine göre karargah içinde dolaştığı görülen eski Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu, “Kapıyı kilitledim, ışıkları söndürdüm. Odamdan çıkmadım.”

    Eski Akıncı 4. Anajet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim: “(Yurtta Sulh Konseyi) Kim kadar oluştuğunu, hedeflerinin ne olduğunu bilmiyorum, ilk defa TRT’de durum günü bu konseyden haberim oldu.”

    Yayınları kesmek nedeniyle TÜRKSAT’a girmeye çalışırken yakalanan Burhan Güneş: “Polis olduklarını daha sonra öğrendiğimiz şahıslar bizi durdurduğu esnada ben panikle ‘Bizi çağırdılar’ dedim oysa beni buradan arayan da, çağıran da olmadı. TÜRKSAT içerisinde hiç kimseyi tanımam.”