‘Çengelköy Bademi ’ tarih oldu

    0
    31

    Çengelköy ’de yaklaşık 30 sene öncesine değin hıyar tarlaları bulunduğunu belirten semt sakinlerinden Salim Porsu, rant baskısıyla gelişen ve “yabani mantar” gibi etrafı saran konutların bu tarlalarda yükseldiğini söyledi.  Aslen Kastamonulu olduğunu, 1954 yılında İstanbul ’a geldiğini gösteren 77 yaşındaki Porsu, AA muhabirine şunları anlattı: “Çengelköy bademi dediğin zaman, sen ne dersen de Çengelköy Bademi diye sat, onun kokusu olmadığı vakit zaten kimse yanına gelmez fakat. Ayrı bir kokusu, lezzeti vardı onun. Mest ederdi adamı, kokladığın vakit iştahın kabarırdı. O Kadar güzel kokardı ama yemeye doyamazdın. Biz 1962 ’de Çengelköy ’e yerleştik, o tarihte bile tarlalar bir bir inşaat olmaya başlamıştı. Tarlalarda yine benim hemşehrilerim çalışıyorlardı. Evimin olduğu buralar da bahçeydi, fakat hıyar tarlaları daha çok yukarıda mezarlığın ilerisinde olurdu, dahası Havuzbaşı durağında yolun olduğu yer de bahçeydi, defalarca bostanlıktı oralar.” KOKUSUNDAN VAZGEÇTİM TADI BİLE YOK  Çengelköy Bademi ’nin hasadının ağustos ayında başladığını söyleyen Porsu şunları söyledi: “Hasat iki ay kadar sürerdi. Küçük motorlar vardı, motorlu tekneler, onlarla ayla götürürlerdi. Eski ticaret odasının olduğu yer haldi o zamanlar. Mahsül çok verimli olurdu bu arada. Şimdi muhtemel mü? Yalova ’dan getiriyorlar, seralarda yetişiyor beş para etmez. Şekli benziyor, ufak, açık yeşil renkli ama tümü böylece. Vaktiyle hasat zamanı Çengelköy hıyar kokardı şu anda, kokusundan geçtim, tadı bile değil. Çengelköy Bademi diye halkı kandırıyorlar.”  Porsu ’nun ağabeyi de kardeşini doğrulayarak 30 sene önce Çengelköy ’deki hıyar tarlalarının yok olduğunu vurguladı, “Gördüğün bu evlerin tümü bostandı, bahçeydi. Bundan Böyle tohumunu bile bulamazsın bu canım hıyarın. O vakit bir yetkili de çıkıp sahip olmadı, değil oldu gitti işte.” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ’na bağlı Tarla Bitkileri Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Rukiye Murat Duran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tarım Gen Bankası ’nda “Çengelköy Hıyarı” biçiminde tescil olduğunu belirterek, çimlendirmeyi denediklerini, ama çıkmadığını yani şimdi sonucun sıfır olduğunu söyledi. Ankara Tarımsal Çalışmalar ve Teknoloji Geliştirme Kampüsü ’nde yer alan Tohum Gen Bankası ’nda bulunan tohumun, 1980 ’li yıllarda kapanan İstanbul’daki Ziraat Okulu ’nun deposundan geldiğini açıklayan Duran, şöyle konuştu: “Normalde Gen Bankası ’na materyal geldiği vakit canlılığına bakılır. Yerinde şartlarda muhafaza edilmediği ve fazla uzun zaman geçtiği için çimlendirmesi sıfır çıktı. Hatta çimlendirmeyi Gen Bankası ’nda görevli olduğum dönemde bana kalırsa kendim yapmıştım. Tabii bizde embriyo da önemlidir. Başka tekniklerle canlandırma yapılabilir. Özel kimyasallarla canlı embriyoya ulaşılırsa yapılabilir. Lakin şimdi sıfır görünüyor. Kıymetli materyal olarak saklamışlar.” ELİMİZDE TOHUM VAR LAKIN ÇİMLENDİREMEDİK  Çengelköy Bademi ’nin ya da hıyarının yerel çeşit olarak sınıflandırıldığını, kayıtlı bitki olmadığını vurgulayan Duran sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıllar önce çiftçinin kendi tarlasında ürettiği sonradan tohumunu sakladığı, ertesi sene yeniden ektiği bitkilere saf olarak lokal değişiklik diyoruz. Yerel çeşitlilik adı üstünde bulunduğu bölgeye has bir tohumdur. İspir Fasülyesi, Siirt Buğdayı gibi, Ayaş Domatesi gibi Çengelköy dediğimizde de lokal popülasyon anlıyoruz. Bununla melezlendiğinde diğer bir hıyar çeşidi oluyor zaten. Çengelköy hıyarı saf bir nesil bu anlamda. Ama maalesef elimizde tohum var ama çimlenmedi, sıfır, yani değil.”  Gen Bankası ’ndaki tohumlara başlıca proje kapsamlı olduğunda ya da vatandaşın tohum bağışladığında ulaşabildiklerini de kaydeden Duran, “En fazla ihtiyar insanların elinde oluyor tohum. Onlardan buluyoruz çoğu şeyi. Türkiye ’de sörvey çalışması değil maalesef. Eğer proje yapıldıysa sahaya çıkılıyor. Bulduğumuz tohumun da karakterizasyonunu yapıyoruz. Tarlada morfolojik egzersiz yapıyoruz. Laboratuvarda moleküler analizini yapıyoruz. Karakteristik özelliklerine bakarak bu, işte bunun tohumudur diyebiliyoruz. Bulunan tohumun eskiliği çimlenme oranını etkiler. İyi koşullarda yani eksi 18 derecede, nemi düşürülerek saklanmamışsa çimlenme oranı yüzde 90 ’lara değin düşer. Uygun şartlarda 40 – 50 yıl saklanabilir tohum ama tohumun belirlenmiş süreçlerde canlandırılması da gerekir elbette. Çengelköy hıyarı için işte çimlendirme yaptık fakat çıkmadı.” şeklinde konuştu. Yerel çeşitliliğin korunması gerektiğinin altını çizen Duran, tohumların değiş tokuş edilmesine, takas şenliklerine Tarım Bakanlığı elemanı olarak sıcak bakmadığını da söyledi. Duran, “Yerel çeşidi diğer bir iklimde yetiştirdiğinizde o başka bir şey olur artık. Kokusu, aroması eşsiz kalmalıdır. O yüzden bu nesil etkinliklerin iyi denetlenmesi lüzumlu. Tohumların, endemik türlerin yurt dışına çıkarılması yasaklanmış sonuçta. Çok dikkat edilmeli.” değerlendirmesinde bulundu. TOHUM MAKAS ŞENLİKLERİ YASAKLANSIN  “Her şey baştan ekilmez, Çengelköy Hıyarı da böyle” diyen İstanbul Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Atalık ise şöyle konuştu: “Türkiye ’nin dağıtılmış yerlerinde gelenekselleştirilmiş ‘tohum takas şenlikleri’ düzenleniyor. Buralara katılan ırk üretimi yaygınlaştırma amacıyla tohum değiş tokuşuna giriyor. Buralarda hibrit tohum sokmaya çalışan hinler olabilir. Tohum kaçırma girişimleri olabilir. Bu kullanım dürüst yok. Çengelköy hıyarında da durum budur. Her şey bitmiş ekilmez. Bakın Çin ’den ülkemize sarımsak girer, fakat dünyanın en kalitelisi Kastamonu Taşköprü ’dür. Ama şekli akıcı değildir. Çin sarımsağı öyle değil, dişleri biçimli, görünümü astarlı çok iyi, lakin tadı değil. Bizim sarımsağı Çin ’e götürüyorlar bozuyorlar, orada olmuyor.”  Tarım Bakanlığı ’na emrindeki araştırma enstitülerinin bu cins yayılmaları önlemesi gerektiğine işaret eden Atalık, “Örneğin Çanakkale Domatesi de böyle. Devlet, tahditçi, engelci olmalı bu konuda. Bir tedavi anlamında bu tohum takas şenliklerinin yasaklanması gerekir. Bakanlığın buna ilişkin bir çalışması olduğunu biliyorum.” diye konuştu.  Çengelköy Hıyarı tohumunun Tohum Gen Bankası ’nda saklanıyor olmasının da fazla sevindirici olmayabileceğini kaydeden Atalık, bu tohumların 5 ila 10 sene içinde yenilenmesi gerektiğini söyledi. KENT İÇİ TARIM ARAZİLERİNİ SORACAKLAR  Gen bankasında yer alan takriben 275 bin çeşit tohumun hangi sahada, hangi izole alanda, hangi personelle nasıl üretileceğinin üstünde düşünülmesi gereken bir soru olduğuna dikkati çeken Başkan Atalık, şunları kaydetti: “Tohumun yeri tarlasıdır, bahçesidir. Yani Çengelköy Hıyarı, Çengelköy ’de üretilmelidir. Kıyıda köşede bostanlar var. Böyle yerler devletin desteğiyle yaşatılmalı. Yarın öbür gün AB ile önemli ilişkilerimiz başlarsa büyük kasaba için tarım arazilerimizi soracaklar. Var mı? Değil, olanın yerinde AVM, otopark yapmaya çalışıyoruz. Bunlar keza yaşam alanı açısından da çocuklar neyin, nerede yetiştiğini bilmez oldu. Trafikten uzak yerlerde büyük kasaba içi tarım arazileri meydana getirmek zorundayız. Özellikle İstanbul için nostaljik alanlar olarak da buraları gösterebilmeliyiz.”